TANZİMAT DÖNEMİNDE DİNÎ DEĞİŞİM HALLERİ: İHTİDA-GİZLİ DİN-TANASSUR VE OSMANLI

Author :  

Year-Number: 2012-12
Yayımlanma Tarihi: 2018-11-05 11:06:25.0
Language : Türkçe
Konu :
Number of pages: 32-55
Mendeley EndNote Alıntı Yap

Abstract

Din değiştrme olgusuna terminoljik olarak bakacak olursak, öncelikle ihtda ile başlayabiliriz. Arapça hüdâ (hedy, hidâyet) kökünden türeyen ihtda sözlükte genelde gerçeğe ulaşmak, doğru yolu bulmak, bir yola girme, hidâyete ermek; İslâm literatüründe, bir başka dine mensup şahsın, putperest veya dinsiz bir insanın Müslümanlığı seçmesine ve hayatnı ona uydurması anlamına gelir (Hökelekli 1993: 290). Dinini değiştrip Müslüman olan kişiye de mühtedî denmektedir (Pakalın 2004: II-607; Köse 2000: XXI-554; Sertoğlu 1986: 159; Sami 1317: 232, 1331, 1436; Pazarlı 1982: 137-138; Hökelekli 1993: 289, 311; Brinner 1995: I-318-321; Aslan 2010). Bat dillerinde genel olarak inanç, kanaat ya da durum değişikliğini ifade etmek için ‘conversion’ kelimesi kullanılır. Kökü itbariyle bu kelime tam bir de- ğişimi bir halden başka bir hale geçişi, bir olayın bir başka olaya dönüşmesini, anlatr. Psikoloji ve Sosyolojide conversion kavramı genellike siyasî, sosyal ya da estetk alanda bir kanaat değişikliğini belirtmek için kullanılmaktadır. Asıl psikolojik anlamı içerisinde bu kelime tam bir değişmeyi, bir inanç sisteminden diğerine geçişi ifade eder. Dinî conversion ise ‘farklı bir din ideali için mensubu bulunduğu dinî görüş ve bağlılıktan vazgeçme, dinî inanç ve davranışlarla ilgili yön değişimi’ni de içine alan ‘manevi evrim ve gelişme’ olarak tanımlanmaktadır (Clark 1958: 191). Lewis Rambo’ya göre ihtda, “insanın sadâkatlerinde, hayat ölçülerinde ve enerji merkezlerinde son derece anlamlı ve ani bir değişmedir” (Rambo 1993: xi). İhtdanın karakteristği ise şöyle belirtlmektedir: “İhtda insanın daha önceki bilinçli ya da bilinçsiz değer ya da güç örneklerinde anlamlı bir yeniden düzenlemeyi ifade eder. İhtda insanın yeni bir yorumlama ve davranış kalıbı oluşturma noktasında olağanüstü tecrübeleri bilinçli olarak içselleştrmesidir” (Gürsu 1999: 65). İslâm’a giriş veya İslâm’ı kabul olarak tanımladığımız ihtdanın tersi durumu ifade eden irtdat ise en geniş anlamıyla “dinden çıkma, dini terk etme, din değiştrme demektr ve bizce ihtda gibi İslâm’a özel bir kavramdır (Samarrai 1970: 17-18). Zira Yahudilik’te ve Hıristyanlık’ta apostasy kavramı din değiştrmenin karşılığı olarak kullanılmaktadır (Kurt 2004: 20). Kelime Grekçe’de “apocomay from” ve “stasis (rebellion)” yani “uzaklaşmak” ve “isyan” kelimelerinin birleştrilmesiyle oluşmuştur (Myres 1987: 66; Kurt 2004: 22; Gooren 2010; Washburn and Reinhart 2007; Aslan 2010). İslâm’da irtdat kelimesi ise ridde olarak da kullanılmakta olup Arapça “râd” kökünden gelmekte ve “reddetmek, kabul etmemek, döndürmek, geri çevirmek, yankılanmak” anlamlarına gelmektedir (Ibn Manzur 1994: III-172- 173; Ez-Zebidî 1994: V-450).Kelime anlamı ile apostasyi kullanan Yahudilik ve Hıristyanlık, terim olarak bu kelimeye bazı farklı anlamlar da yüklemektedir (Kurt 2004: 14-17). İslâm’da kullanılan irtdat kavramının şer’î olarak özel anlamı ise “İslâm’dan çıkıp, dinsiz yaşamayı tercih etmek veya Müslümanlık’tan başka bir dine girerek İslâm dinini reddetmek” tr (Bilmen 1970: IV-5; İnce 1995: 11-12; Köse 1991: 3). En geniş şekilde; irtdat ve mürtedin tanımı “Akıllı, bülûğa ermiş, Müslü- man erkek veya kadının zorlama olmaksızın irtdat kasdı ile İslâm dininde zaruri olarak inanması gereken şeyleri, tamamen veya kısmen inkar etmesi ve bu inkarını ve inkar sayılabilecek davranışını söz, fil ve alay gibi kişinin duygularını belirtme yollarından biri ile ortaya koymasına irtdat, bunu yapana da mürted denir” şeklindedir (Dalgın 1998: 172; Kurt 2004: 24). İrtdat veya ihtda ile doğrudan ilgisi olup olmadığı tartşmalı olan bir diğer konu da gizli din taşımadır. Bu durum, görünürde Müslüman olup, gizlice eski dine mensubiyet devam etrme, aslî dini yaşama olarak tanımlanabilir. Kripto veya dönmeler de denilen bu grupla ilgili çok fazla bilinmeyen ve spekülasyon mevcutur. Aslında ‘kripto’ ve ‘dönme’ ibareleri aynı anlama gelmekle birlikte farklı gruplar için kullanılagelmiştr. Kripto; dışarıdan Müslüman gibi görünen ancak derûni olarak Hıristyan kalanlara; dönme ise dışarıdan Müslüman ama içten Yahudi kalanlara (Sabatay Sevi ve onu takip edenler) denilmektedir.1 Bu kişiler için “pseudo conversion”(sahte, sözde din değiştrme) kullananlar da vardır.2 Dinlerini neden gizleyip Müslüman’mış gibi davrandıkları tam olarak ortaya konulamasa da baskıdan dolayı böyle yaşadıkları görüşü çoğunluktadır.3 Ahmet Erdeniz, Kıbrıs, Kuzey Anadolu ve Balkanlarda sıkça rastlanan, dış görünüşte İslâmiyet’i kabul etmiş görünen, ancak kendi aralarında ve gizlide Hıristyanlık inancını ve mümkün olduğunca Hıristyan tapınma şekillerini (ritlerini) ve bu inanca bağlı olarak bazı örf ve adetlerini gizlide sürdüren kişilerden bahseder ve Batlı araştrmacıların bunlar için ‘gizli Hıristyanlar/crypto-christans’ terimini kullandıklarına değinir. Osmanlı İmparatorluğu’nda ortaya çıkan gizli Hıristyan topluluklarının böyle bir yola başvurmalarının çeşitli nedenleri vardır. Örneğin Kuzey Anadolu’da Trabzon ve Gümüşhane çevresindeki gizli Hıristyan topluluklarından Stavriotler ve Kurumluların (Kromli, Krumli), ortaya çıkış nedenleri genellikle Pontus bölgesi Hıristyanlarının Müslüman bir devlete dinî hürriyetlerinin temin edilmesine rağmen ikinci sınıf vatandaş olarak yaşamak istememeleri, bazı ağır vergilerden kurtulmak ve bazı sosyo-ekonomik avantajlar sağlamak çabaları olarak gösterilebilir. Özellikle haraç vergisinden kurtulmak, bölge içerisinde iskan serbestsine sahip olmak için ve çevrede bulunan gümüş madenlerinde rahatça çalışabilmek için bu bölge halkının gizli Hıristyanlığı benimsediği söylenebilir. Stavriotler ve Krumlular da Kıbrıs’taki Linobambakiler gibi gizli olarak Hıristyanlıklarını sürdürmüşler, çife isim taşımak suretyle gerçek kimliklerini gizlemişler ve XX. yüzyılın başında tarih sahnesinden çekilmişlerdir (Erdengiz 1991: 19-24).

Keywords

Abstract

The Otoman system was a formaton that based on differences. ‘Sameness’ or ‘similarity’ instead of ‘difference’ was basic in pre-modern Otoman. This mosaic model of society based on differences in belief and preserved by law. Our topic is appearance’s transportaton which is one of the consequences of religious and natonal mult-unity in Otoman’s Period of Tanzimat (Revoluton) The main issues are religious conversion, and tanassur (being Christan) secret religion, and apostasy that they will be subject of this paper. Our aim is to evaluate from a different perspectve this issue as problematc that reflected the extent of archival documents and Court Records rather than to give the numerical values of these views. Conversion to Islam’s causes, results, and secret religious’ reasons and tanassur’s effects are open-ended topics. In this paper, the effect of the religious change and appearance’s those changes that conversion to Islam, secret religion, crypto, tanassur (being Christan) and apostasy in the the Period of Tanzimat will be evaluated according to Otoman Archive Documents.

Keywords


  • (*) Bu makale CIEPO 19 (International Committee of Pre-Ottoman and Ottoman Studies) Van, 26-30 Temmuz 2010 tarihinde sunulan ‘Tanzimat Döneminde Din Değiştirme Üçgeni, İhtida-Gizli Din-Tanassur’başlıklı tebliğin, TÜBİTAK’ın (2219/Doktora Sonrası Yurtdışı Araştırma Bursu) katkılarıyla Londra’da The National Archives ve British Library’de yapılan araştırmalarla genişletilmiş halidir. Ayrıca benzer konlara dair geniş bilgi için (Aslan 2010).

  • 1. Kemal Karpat bu ikisini aynı kategoride değerlendirmekte ve bu konuda çok sayıda çalış- ma olduğunu ifade etmektedir (Karpat 2003: 14) Dönmeler için bk. (Küçük 2003; Zorlu 1999; Eygi 2000; Galanti 2000; Gövsa 2000; Almaz 2002; Ortaylı 1999; Yalçın 2006).

  • 2. 16-17. yy’larda, Kıbrıs ve Akdenizdeki Müslüman ve Gayri Müslimlerden bahseden çalış- masında Jennings, Yunanistan’da kimsenin yeni durumdan memnun kalmadığını, Müslüman olmakta direndiklerini ve Crypto-Hristiyan olduklarını, bunların da çoğunu Ermeniler, Arnavutların oluşturduğunu ifade ederek kendilerinin Cyripto olarak kaldıklarını, bir arada yaşama ruhuyla yaşadıklarını ifade etmektedir (Jennings 1992: 367-368.

  • 3. Kriptolarla ilgili bk. (Andreodis 1997); Burada Trabzon yakınlarındaki Kromni’de yaşayan gizli Hristiyanların kuşaktan kuşağa aktarılan hikayelerine yer verilmektedir. 1650 yılında Of’tan Çaykara’ya kadarki köylerin Müslüman olduğu, ancak bunların ana dil olarak Romeika konuşmaya devam ettikleri, Ramazan ayını Triad diye adlandırdıkları ifade edilmek- tedir. (29); 1839 fermanıyla asıl inançlarını açıkladıkları, ancak askerlikten kaçmak için bu şekilde davrandıklarının düşünüldüğü; 1856 fermanıyla durumların biraz daha düzeldiği belirtilmektedir (74-80), (Ortaylı, 1994: 481-487).

  • 4. İbn Bîbi’nin Selçuklular döneminde Türklerin, Gayrimüslimlerin yaşadığı bölgeleri küffâr diyarı olarak gördüklerini, onların Müslüman olmaları için savaştıklarını “…her yıl 100 bin köleyi, hatta daha fazlasını küfür vadisinin batağından alarak, İslâm devletinin aydınlığına çektiler, onları samimi olarak ulu ve yüce olan Mutlak Varlık’ın birliğine inandırarak, onlara iman elbiselerini giydirdiler. ” (İbn Bîbi’den naklen, Yavaş 2002: 52, 69, 73).

  • 7. Yakarak cezalandırmanın İslâm ve Osmanlı Hukukunda yeri yoktur. Fakat bazı istisnai du- rumlarda yakma cezası siyaseten meşru sayılmıştır (Akgündüz 1992: 132; Balcı 2006: 23

  • 9. Bu antlaşma, muhtemelen 1791 yılında yapılan Ziştovi Antlaşmasıdır. Belgede hangi anlaşma olduğu belirtilmese de söz konusu anlaşmanın yedinci maddesi gereğince esir mübadelesinin yapılacağı belirtilmektedir. Belge tarihine yaklaşık bir tarihte imzalanan Ziştovi Antlaşması’nın 7. maddesi de şöyledir: “İşbu sefer hengâmında askerî ve gayr-ı askerî zabt olunan cem-i üserâ-yı Devlet-i Aliyye bilâ istisnâ Devlet-i İmperatoriyye tarafından sebilleri tahliye ve Ruscuk ve Vidin ve Bosna havalisinde Devlet-i Aliyye mübaşirlerine teslim olunub mukabelesinde ancak zindanlarda ve Bosna serkerdelerinden bazısında bulunan Devlet-i İmperatoriyye’nin reaya ve soldatları teslim olunub eyadi-i efradda memalik-i Devlet-i Aliyye’de mikdar-ı kesiri bâki olmağla Devlet-i Aliyye bu babda seferden mukaddem câri olan istatuko istrikt kaidesine muvafakat ve âsar-ı mukaddere-i muharebeyi mahvu izale zımnında meccanen yani bilâ behâ ve bilâ bedel tasdiknâmeler mübadelesinden sonra iki mah zarfında cem-i abîd ve esirleri herkangı sinn ve cins ve rütbeden ve her kimde ve kangı mahalde bulunurlar ise red ve teslim eylemeği teahhüd ider şöyleki fîmâba’d tarafeyn reayasından ferd-i vahid canib-i aharın meMalikînde kayd-ı esirde kalmaya ve ancak memalik-i Devlet-i Aliyye’de kavaid-i mer’iyye üzre rızaen din-i İslâm’ı kabul idenler ve memâlik-i Nemçe’de tanassur idenlerden maâda tarafeyn memâlikinde ferd-i vahid kalmaya.” (Erim 1953: I-172).

                                                                                                                                                                                                        
  • Article Statistics